Gecenin simsiyah sessizliğinde yine seni anıyorum ey sevgili. Yine seni anıyorum büyük bir hasretle, büyük bir sevgiyle…
Kayaları döven hırçın dalgalar gibi, deli deli esen çöl rüzgarları gibi, damla damla yağan yaz yağmurları gibi yine seni anıyorum ey sevgili, yine seni…
Acı poyrazlar bitmiş yerine koyu bir sükûnet dumanı çökmüştü.çaresizlik son demlerini yaşıyordu. Gül diyarının biricik gülü, sen ey resul yakıcı çöl sıcaklığında serin bir meltem gibi okşuyordun gönülleri. Sevginin doruklarına doğru bir tırmanış başlamıştı şimdi. Ruhsuz, kupkuru çöllerden gönül bahçelerine!
Sensizliğin soğukluğu titretirken vücudumu efendim, seni düşledim hicranla, umudun demir atmış limanlarında. Seni birilerine anlatmak, gönül ikliminden kopup gelen duyguları paylaşmak istedim. Belki kalbimdeki ateşi birazcık dindirebilir hissiyle.
Yaradan aşkıyla dolu yüreğini biraz da olsun hissedip gözyaşı dökme umuduyla…
umutlarımın boşa çıkmayacağı dileğiyle kalemimi sana açıyorum ey sevgili. Hoş geldin sayfama, hoş geldin kalemime, hoş geldin hasret dolu yüreğime diyorum.
Sonbahar mevsimine döndüm ey sevgili. Her geçen gün bir şeyler eksiliyor bedenimden. Kurumuş yapraklar gibiyim. Bir o yana, bir bu yana sallanıyorum. Sensizlik beni bilinmezliklere sürüklüyor, sensizlik beni uçurumlara yuvarlıyor. Ucu bucağı görünmeyen nihayetsiz uçurumlara.
............................
Gönül deryamın en derinindeki inci, susuz topraklara su getiren sevgili, gönül bahçemde açan güller boyunlarını büktüler. Seni soruyorlar, seni arıyorlar.
Güllerin efendisini arıyorlar. Gökyüzünde hüzünlenen bulutlar sana ağlıyorlar.
Gözyaşlarını döküyorlar denize, seni arıyorlar sevgililer sevgilisini arıyorlar…
...........................
Gönüllere sükûnet veren,kalplere sevgisini serpen, "ümmetim, ümmetim!" diyen gönül rehberim, hasretin alevlendi. Yanık yüreğim hasret yumağına döndü.
Sen gittin ya ey resul, cürüm tohumları boy saldı bedenlerde.
Şehirler, hicretteki mekke sessizliğine büründü. Sevgin beni bir hâl etti.ey sevgili bu nasıl sevgi; sesini duymadan, yüzünü görmeden,gözlerine bakmadan ey sevgili bu ne dehşetli sevgi? Hasretin vurdu tüm gönülleri.
Hani baharı sessizce bekler ya tohum, işte öyle bekliyoruz seni ey sevgili.
Sevgiyle, hasretle ve umutla…
Bir kardeşimiz kaleme almış Efendimize olan muhabbetini...
Belki bir çoğumuzun ruhunda hissettikleri bu satırlarda yazılanlar...
Ama hepimizin dile gelişleri farklı...
Yakarışları farklı...
Nidaları farklı....
Nefsim adına,ürpererek gözlerim dolu dolu okudum bu satırları...
Rabbim,şefaatlerine mazhar kılsın hepimizi inşAllaah...
Bu kıymetli günleri,dolu dolu salatı selam eşliğinde geçirelim inşAllah...
Tatlımızın tarifini verip,müsadenizi isteyeceğim sizlerden...
Aylardır hazırlıkları süren kermes etkinliğimizin açılışı var bu gün...
Elimden geldiğince destek ve hizmet için orada bulunmak istiyorum bu hafta..
Sizlere uğrayamaz isem kırılmayın olur mu bana:)
Gelsin mi reçetemiz?
MALZEMELER
- 3 yumurta
- 1 çay bardağı toz şeker
- 1 çay bardağı sıvı yağ
- 1 çay bardağı yoğurt
- 1 kahve fincanı limon kabuğu rendesi
- 2 çay bardağı irmik
- 1 su bardağı un
- 1 paket kabartma tozu
- 1 çay kaşığı zerdeçal
ŞERBETİ İÇİN
- 4 bardak su (su bardağı)
- 4 bardak toz şeker
- bir dilim limon
HAZIRLANIŞI
- öncelikle şerbetini hazırlamak için,bir tencereye şekeri ve suyu alıyoruz.kısık ateşte 5-10 dakika kaynatıp,indirmeye yakın içine bir dilim limon atıyoruz.
- keki için,yumurta ve şekeri köpük köpük olan kadar çırpıyoruz.
- sırası ile sıvı malzemeleri ekliyoruz ve iyice çırpıyoruz.ununu irmiğini kabartma tozunu ve zerdeçalı eleyerek ilave ediyoruz.
- yağladığımız dikdörtgen veya yuvarlak borcama hazırladığımız karışımı boşaltıyoruz.175 derece(fırına göre değişebilir)ısıtılmış fırında,üstü kızarana kadar pişiriyoruz.
- fırından çıkardığımız revanimizi,biraz ılındıktan sonra dilimleyip,soğuk şerbetimiz ile buluşturuyoruz.1-2 saat buzdolabında dinlendirdikten sonra,arzu ettiğimiz şekilde süsleyip servise sunabiliriz...
En Güzel,e emanet ve esen kalınız efendim...
Hayırlı Cumalar....